Üretim Sahasında Tekrar Eden 5 Kritik Sorun
- mücahit akbayır
- 25 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Üretim tesislerinde dijitalleşme, verimlilik ve kalite kavramları uzun süredir gündemde. Yeni yazılımlar, otomasyon yatırımları ve gelişmiş raporlama araçlarıyla birlikte üretimin daha kontrol edilebilir hale geldiği düşünülüyor. Ancak sahaya inildiğinde, birçok fabrikanın benzer sorunları yıllardır tekrar ettiği net bir şekilde görülüyor. Bu sorunların büyük bölümü teknolojik yetersizliklerden değil; alışkanlıklardan, karar alma biçimlerinden ve organizasyonel yaklaşımlardan kaynaklanıyor.
Toplantı odalarında açıkça dile getirilmese de, üretim sahasında çalışan herkes bu problemleri yakından tanıyor. Çoğu zaman “zaten biliyoruz” denilerek geçilen bu konular, dijitalleşme projelerinin beklenen faydayı üretmesini de zorlaştırıyor. İşte üretim sahasında tekrar eden 5 kritik sorun:

1. Üretimdeki duruşların büyük bir kısmı doğru sınıflandırılmaz.
Birçok tesiste duruş kayıtları, vardiyaya ve kişiye bağlı olarak farklı şekillerde girilir. Aynı problem bir vardiyada “makine arızası” olarak kaydedilirken, diğer vardiyada “ayar sorunu” veya “operatör beklemesi” olarak sisteme girilebilir. Bu durum, duruş verilerinin karşılaştırılabilir olmasını ortadan kaldırır.
Zamanla duruş listeleri uzar, ancak bu listeler gerçek nedenleri göstermediği için analiz yapılması zorlaşır. Veriler raporlarda yer alsa bile, kök nedenlere inilmez ve aynı problemler tekrar eder. Duruş verisi, üretimi iyileştiren bir araç olmaktan çıkar; yalnızca raporları dolduran bir bilgiye dönüşür.
2. OEE çoğu zaman iyileştirme sürecinin değil, raporlama sürecinin parçası haline gelir.
OEE, üretim performansını ölçmek için güçlü ve anlamlı bir göstergedir. Ancak sahada bu metrik çoğu zaman gerçek performansı görmek yerine “kabul edilebilir” seviyelerde tutmak amacıyla kullanılır. Planlı duruşların kapsamı genişletilir, ideal çevrim süreleri tartışmalı şekilde tanımlanır ya da bazı kayıplar hesaplama dışında bırakılır.
Bu yaklaşım, kısa vadede rakamları koruyor gibi görünse de, uzun vadede gerçek iyileştirme fırsatlarının gözden kaçmasına neden olur. OEE yükselirken sahadaki problemler devam eder. Performans göstergesi, iyileştirme aracı olmaktan çıkar ve bir savunma mekanizmasına dönüşür.
3. Raporlar çoğu zaman aksiyon üretmek yerine, durumu açıklamak için hazırlanır.
Birçok üretim toplantısında raporlar, “ne oldu?” sorusuna cevap vermekten çok, “neden benim tarafımda sorun yoktu?” anlatısını desteklemek için hazırlanır. Sunumlar detaylanır, grafikler çoğalır; ancak bu bilgiler sahada karşılığı olan aksiyonlara dönüşmez.
Rapor sayısı arttıkça karar alma süreci uzar. Toplantılar daha uzun sürer, fakat net kararlar çıkmaz. Zamanla raporlama, üretimi yöneten bir araç olmaktan çıkar ve sadece geçmişi açıklamaya çalışan bir alışkanlık hâline gelir.
4. Çok fazla KPI, daha iyi kontrol anlamına gelmez.
Birçok tesiste onlarca KPI tanımlanmıştır. Ancak sahaya bakıldığında, bu göstergelerin yalnızca küçük bir kısmının gerçekten takip edildiği ve aksiyona dönüştüğü görülür. Önceliklendirilmemiş KPI’lar, ekiplerin hangi hedefe odaklanması gerektiğini belirsiz hâle getirir.
Fazla metrik, karar alma süreçlerini hızlandırmaz; aksine yavaşlatır. Ekipler neyin gerçekten önemli olduğunu ayırt etmekte zorlanır. Sonuç olarak KPI’lar, üretimi yönlendiren araçlar olmaktan çıkar ve sadece izlenen sayılara dönüşür.
5. Operatör ekranı ile yönetici ekranı çoğu zaman aynıdır.
Birçok dijital sistemde operatörler ve yöneticiler aynı ekranlara bakar. Oysa sahadaki ihtiyaç ile yönetim seviyesindeki beklenti tamamen farklıdır. Operatör için anlık uyarılar, yapılması gereken aksiyonlar ve net talimatlar önemlidir. Yönetim için ise özet göstergeler, eğilimler ve sapmalar anlamlıdır.
Aynı veriyi herkese aynı şekilde sunmak, bilgi karmaşasına yol açar. Operatör için gereksiz detaylar artarken, yönetim için kritik bilgiler arka planda kalır. Bu durum, sistemlerin benimsenmesini zorlaştırır ve dijital yatırımların etkinliğini düşürür.
Bu sorunlarla yüzleşmeden yapılan her dijitalleşme yatırımı, potansiyelinin altında kalır. Üretimde sürdürülebilir iyileştirme; daha fazla ekran, daha fazla rapor değil, doğru bilgiyi doğru kişiye, doğru anda sunabilen karar mekanizmalarıyla mümkündür.
Konzek Teknoloji olarak bakış açımız da tam bu noktada şekilleniyor.
Bizim için MES; yalnızca veri toplayan bir yazılım değil, üretim sahasında karar alma süreçlerini sadeleştiren ve güçlendiren bir yapı olmalıdır. Bu nedenle Retmes MES’i modüler, esnek ve ihtiyaç odaklı bir yaklaşımla ele alıyoruz. MES sistemi'ne yaklaşımımızda daha modilerdir. Amaç; sahada gerçekten kullanılan, benimsenen ve zaman içinde gelişebilen bir üretim yönetim sistemi oluşturmaktır. Böylece yazımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız, umarız bilgilendirici olmuştur. Takipte Kalın…




Yorumlar